Son Konular

  • Tasavvuf'ta Kadın Bölüm 1

    Etiketler: , 1 yorum

    Merhabalar arkadaşlar, bugün biliyorsunuz 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Bugüne özel saygıdeğer bir ağabeyimize bloğu
    muz için bir yazı hazırlattık ve yazıyı çok beğenmemizden ötürü bu konuyu birkaç yazı halinde yazı dizisi olarak paylaşmaya karar verdik. Yazımızın başlığı Tasavvuf’ta kadının yeri.
    Yazıma Muhyiddin İbn Arabi’nin bir sözü ile başlamak istiyorum yüksek müsaadenizle, bu söz bizleri gayet aydınlatacak;
    “Hakdan hakkını alan her Esma, kadın kapısından zuhura gelmiştir. Binaenaleyh bu bakımdan kadına muhabbet, Allah'a muhabbettir. Muayyen bir kadına bağlılık, iki şahıs arasındaki ruhani münasebettendir. Bu da, ikinci bir münasebettir.”
    Birçoğumuzun kafasında eminim ki şu düşünce oluşmuştur; “Muhyiddin Arabi böyle bir söz söylediğine göre, o zaman kadın İslam’da olması gereken yerin çok daha altında.”Durum kesinlikle böyle sayın okurlar. 21.yüzyıl kadının ön plana çıktığı bir yüzyıl olmakla beraber, bu ön plana çıkışa İslam’ın dur dediği görüşü hakim çoğu insanımızın gözünde. Bakın arkadaşlar, dinler tarihini araştırırsanız ve ayetleri, hadisleri kulaktan dolma değil de kendiniz araştırırsanız şunun farkına varacaksınız ki ilk defa bir din “kadını” bu kadar yüceltmiştir. Bu dine ilk inananların büyük kısmı kadındır bunu hatırlayalım arkadaşlar.
    Bazı art niyetli arkadaşlar kapanma, örtünme ile ilgili hükümleri ön plana atıp, görüşünü katı bir şekilde savunmuştur fakat İslam’ı geriye iten bu görüştür. İnsan, bakın kadın değil insan diyorum, bedenini örtmekten ziyade kötü huylarını, yanlış hareketlerini örtmeli. İslam dininin peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v) bazı kaynaklara göre geceyi ibadetle geçireceği zaman hanımının rızasını alır, ondan sonra başlarmış ibadete ki bu çok büyük bir adamlık, erkeklik örneğidir.
    Bazı zamanlar Hz. Aişe ile beraber yürüyüşlere çıkar, beraber insanların yaptığı gösterileri seyreder, tartıştıkları olur, küser barışırlardı. Bunun gibi pek çok örnek daha verebilirim sizlere. Kadını aşağılamanın, küçük düşürmenin, onunla zaman geçirmemenin, hatta kadına şiddetin bile kaynağını İslam olarak gösteren ve bunu uygulayan insanlara sesleniyorum; “Kadını aşağılamak, ona şiddet uygulamak, eve kapatmak sizin dininizde yok. İslam’ı, özellikle böyle hassas konuları, iyice okuyalım, kendimizce hükümlere varıp da böyle bir yükün altına girmeyelim.”
    Tasavvufun büyük isimlerinden Mevlana Celaleddin-i Rumi yaşamında aynı anda iki eşe sahip olmamış, ilk eşini kaybettikten sonra ikinci eşiyle evlenmiştir. Kadınlara inanç konusunda asla ayrım yapmamış, birçok yerde Mevlevilere şeyhlik yapan hanımlara rastlamamız mümkündür. Bir eserinde de kadın-erkek ayrımı yapmadan “Her insanın bedeninde, bir hürriyet Dünyası gizlidir.” diyerek zorlamanın insan hayatına ne kadar ters düştüğünü açıklamıştır. Mevlana’nın kadına verdiği değeri “Kadın Hak nurudur, sevgili değil… Sanki yaratıcıdır, yaratılmış değil.” sözüyle açıklayabiliriz.
    Bugüne ait bir yazı olması açısından, pek detaya inemedim. Kadına Şiddetin her zaman karşısında olduğumuzu belirtip, tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Merak edenler için bu konu ilerleyen yazılarda daha detaylı olarak incelenecektir. Saygılarımla…

    1 Response to "Tasavvuf'ta Kadın Bölüm 1"

    Bu Konuya Yorum Yapın